<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yayın Sepeti - Kitap,Müzik,Sinema,Tiyatro &#187; Kitap</title>
	<atom:link href="http://www.yayinsepeti.com/category/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yayinsepeti.com</link>
	<description>Eleştiride Yeni Bir Pencere</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Apr 2011 20:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>DERSİM KÜRT TEDİBİ 1937-1938</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/dersim-kurt-tedibi-1937-1938/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/dersim-kurt-tedibi-1937-1938/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 20:56:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=577</guid>
		<description><![CDATA[DERSİM KÜRT TEDİBİ 1937-1938 

Mahmut Akyürekli 
224 sayfa, 15.-TL
Nisan 2011
Tarih ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERSİM KÜRT TEDİBİ 1937-1938 </strong><br />
<strong><br />
</strong><em>Mahmut Akyürekli </em><br />
224 sayfa, 15.-TL<br />
Nisan 2011<br />
Tarih ve Coğrafya Dizisi, ISBN : 978-605-105-068-3</p>
<p>Dersim’de 1937 ve 1938 yıllarında yaşanan vahim olaylar, o dönemden günümüze taşınan bir yara olarak sosyal, siyasal, psikolojik sonuçlarıyla birlikte içten içe kanamaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara kaplı defterlerinde bilinçli olarak gözlerden ırak tutulmuş bu trajik geçmişin üzerindeki sis perdesi ise yeni yeni aralanmaya başladı. Dersim olayları ve hemen akabinde devlet eliyle bölgede kurumsallaştırılan yaptırımlar, günümüzde yoğun biçimde tartışılan Kürt ve Alevi sorunlarının tarihsel analizini yapabilmek için olmazsa olmaz ipuçlarını barındıran olgular artık. Bu vesileyle, o yıllarda yaşananların tanıklıklar ve belgeler ekseninde objektif bir bakış açısıyla araştırılması, söz konusu travmatik sürecin adamakıllı bilince çıkarılabilmesi için hayati önemde. Mahmut Akyürekli, <em>Dersim Kürt Tedibi </em>adlı kitabında, yakın dönemin bu en önemli meselesine bilimsel yöntemlere sadık, soğukkanlı bir yaklaşımla eğiliyor. Dersim’in “ötekileştirilmesi” sürecini adım adım betimlerken, olayların tarihsel arka planını anlaşılır kılma gayesiyle konuyu bölgenin sosyal-siyasi yapısından 1937-1938 olaylarına etki eden iç ve dış dinamiklere kadar uzanan geniş bir çerçevede ele alıyor. Raporlar, arşiv çalışmaları, döneme dair Meclis tutanakları ve olayları yaşayanların sözlü tanıklıklarını içeren kapsamlı bir araştırmanın rafine bir toplamı <em>Dersim Kürt Tedibi</em>. Mevzuyla ilgili akademik manada uzun yıllar boyunca süren bilgi kirliliğini, çelişkili aktarımları, araştırmacı titizliğiyle eleştirel bir elemeden geçiren Akyürekli, Dersim’e düzenlenen askeri harekâtların gelişimini, gerçekleştirilme biçimlerini ve sonuçlarını, dönemin önemli tarihsel kişiliklerini ve sosyal gruplarını da ihmal etmeden anlatıyor. <em>Dersim Tedibi 1937-1938</em>, 1930’lu yıllarda Dersim coğrafyasında yaşananları, sürece etki eden tarafların ve aktörlerin tümünü içeren düzlemde, objektif bir analiz çerçevesinde kavrayabilmek için faydalanılacak önemli bir başvuru kitabı.<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=577&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/dersim-kurt-tedibi-1937-1938/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLYAS HANNA SEYAHATNAMESİ</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/ilyas-hanna-seyahatnamesi/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/ilyas-hanna-seyahatnamesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 20:49:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[İLYAS HANNA SEYAHATNAMESİ 
Bir Osmanlı Tebaasının Güney Amerika Yolculuğu, 1668-1683
İlyas ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İLYAS HANNA SEYAHATNAMESİ </strong><br />
<strong>Bir Osmanlı Tebaasının Güney Amerika Yolculuğu, 1668-1683<br />
</strong><em>İlyas Hanna </em><br />
Çeviri: Bekir Keskin<br />
130 sayfa, 10.-TL<br />
Aralık 2010<br />
Sahaftan Seçmeler Dizisi, ISBN : 978-605-105-060-7</p>
<p>Kitap Yayınevi</p>
<p>Osmanlı tebaasından Irak’lı Katolik bir din adamı, kutsal yerleri ve Vatikan’ı ziyaret etmek üzere 1668 yılında Halep’ten Avrupa’ya doğru yola çıkar. Amacı, Roma Katolik kilisesine yeni katılan Kalde kilisesine yardım sağlamaktır. Krallarla, kraliçelerle ve Papa ile görüşür. Avrupa’da yedi yıl dolaştıktan sonra, bir fırsatı değerlendirerek İspanya Kraliçesi’nden aldığı bir özel izinle1675 yılında Cadiz Limanı’ndan kalkan bir gemiyle Yeni Dünya’ya doğru yola çıkar. Doğuluların henüz tam olarak kavrayamadığı, hatta bilmediği Güney ve Orta Amerika’da, ağırlıklı olarak And Dağları bölgesinde sekiz yıl dolaşır. Bu seyyahlık serüveninin sonucunda, papalık makamına sunulmak üzere bir gezi raporu/seyahatname yazdığı anlaşılmaktadır. Seyahatnamesinin bir kopyasını Şam’a dönerken yanında getirir. İlyas Hanna, Yemen’den Irak’a göç eden bir aileye mensuptur. 4 Ağustos 1669’da şaşaalı bir konvoyla Tolon’a gelen Padişah IV. Mehmet’in elçisi Süleyman Ağa’ya, XIV. Louis (1638-1715) ile görüşmelerinde tercümanlık yapmış, sonrasında da Süleyman Ağa ile birlikte 8 ay Paris’te kalmıştır. Sonuçta İlyas Hanna bir Osmanlı tebaasıdır. <em>İlyas Hanna Seyahatnamesi</em>, Güney Amerika’da Hıristiyanlık olgusunun Doğu’lu bir rahip gözüyle nasıl görüldüğüne ilişkin teolojik bir çalışma olarak okunsa, hatta Iraklı bir papazın <em>“32 kısım, tekmili birden” </em>bir macerası olarak kabul edilse dahi bu seyahatname Osmanlı dönemine ait eksik bir belgenin açığa çıkarılması olarak değerlendirilebilir.<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=568&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2011/04/06/ilyas-hanna-seyahatnamesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Şeriati ve Yeni Çeviriler</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/11/26/ali-seriati-ve-yeni-ceviriler/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/11/26/ali-seriati-ve-yeni-ceviriler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 01:15:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Ali Şeriatinin kitapları yeniden türkçede. daha iyi ve anlaşılır bir dille okuyucularla buluşuyor. Okumak herkesin hayali.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/islamnedirmuhammedkimdirKb.jpg"></a><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/ali-seriati.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-562" title="ali-seriati" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/ali-seriati.jpg" alt="ali-seriati" width="200" height="146" /></a>Eğer benim çizdiğim Muhammed portresinin rengi ve çizgileriyle gözünüze tuhaf geldiğini görür veya başkalarının çizdiği portreye pek benzemediğini fark eder ve onu tanıdık bulmazsanız beni veya zihinlerin gerisine o yaygın resmi çizenleri kötü ressam olarak ilan etmekte hürsünüz. Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım. Tıpkı bir kişinin nitelik ve durumları hakkında edindiği bilgilere ve verilere dayanarak ve onu yakından gören ve tanıyan kimselerin onunla ilgili olarak anlattıklarını esas alarak onun ilk kez portresini çizen bir ressam gibi ben de doğrudan Muhammed’in siyerini inceleyerek onun simasını tasvir edeceğim. Bu sima, başkasının onunla ilgili olarak çizdiği ve diğer herkesin de tamamen ondan taklit ettiği portreye asla benzemez. Burada kalemin, Peygamberi tanıyan bir Müslümanın elinde değil, özellikle insanı tanıyan bir tarihçinin elinde ressam olmasını istedim. Değerli olan, bir aşığın gözündeki değil, bir âlimin gözündeki yüz güzelliğidir.</p>
<p><strong>İÇİNDEKİLER</strong></p>
<p>Ali Şeriati<br />
Yayıncının Notu<br />
Okuyucuyla Hasbihal<br />
Önsöz – İslam Tarihi Ne İşe Yarar</p>
<p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong><br />
İslam Nedir<br />
Giriş<br />
İlk Dönem İslam’ının Temel İlkeleri<br />
Allah ile İnsan Arasında Doğrudan İlişki Kurması<br />
Genel Eşitlik<br />
Yönetimde Şûra<br />
Fertlerin Mutluluğu ve Mutsuzluğu Şefaat ve Yakınlığın Değil Kendi Eylem ve Niteliklerinin Sonucudur<br />
Akıl ve İlim<br />
Din ile Medeniyet Arasındaki Uyum<br />
İnsanın Değişmez Geleneği Vardır<br />
İnsanın Dikkati Tabiat Düzenine ve Onun Sırlarına Çekilir<br />
İnsanın İçgüdülerinin ve Arzularının Kabul Edilmesi<br />
Yabancı Milletlerin ve Dinlerin Haklarının Tanınması<br />
Evrim Kanununun Kabul Edilmesi<br />
Din İnsanı Aşağılamak İçin Değil, Ona Yararlı Olmak İçin Vardır<br />
Görüş Belirtme ve Tartışma Hürriyeti<br />
Tevhid<br />
Tevhid Nedir<br />
Cehalet, Korku ve Menfaat<br />
Tevhid Sloganı</p>
<p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong><br />
Muhammed kimdir<br />
İslam Hareketinin Kahramanı Muhammed<br />
Muhammed’in Siyeri<br />
Medine Dönemi<br />
Birinci Yıl<br />
İkinci Yıl<br />
Altıncı Ay: Bedir Gazvesi<br />
Bilal’in Bedri<br />
Ebucehil’in Öldürülüşü<br />
Ukkâşe’nin Kılıcı<br />
Ebubekir’in Oğluyla Konuşması<br />
Kuyu Sakinleri<br />
Mustazaflar<br />
Terör<br />
Küdür Gazvesi<br />
Yahudi Sorunu<br />
Üç Şairin Öldürülüşü<br />
Kaynukaoğulları Gazvesi<br />
Sevik Gazvesi<br />
Üçüncü Yıl<br />
Zîemr Gazvesi<br />
Fer Gazvesi<br />
Karede Seriyesi<br />
Yahudi İmhası<br />
Yeni Kurulan Bağlar<br />
Uhud Savaşı<br />
Hamrâulesed Gazvesi<br />
Bedir ve Uhud<br />
Ebuseleme bin Abdulesed Seriyesi<br />
Abdullah bin Üneys Seriyesi<br />
Dördüncü Yıl<br />
Reci Seriyesi<br />
Biri Maûne<br />
Bir Yahudi Tehlikesi Daha<br />
Nadiroğulları Gazvesi<br />
Zâturrikâ Gazvesi<br />
İkinci Bedir Gazvesi<br />
Beşinci Yıl<br />
Dûmetulcendel Gazvesi<br />
Hendek Savaşı (Ahzab)<br />
Sâd’ın Ölümü<br />
Altıncı Yıl<br />
Lihyanoğulları Gazvesi<br />
Zûkared Gazvesi<br />
Mustalikoğulları Gazvesi<br />
İfk Olayı<br />
Yedinci Yıl<br />
Hudeybiye Barışı<br />
Rıdvan Biatı<br />
İsyancı Müslümanlar<br />
Dünya Liderlerine Mektuplar<br />
Hayber Gazvesi<br />
Vâdilkurâ Gazvesi<br />
Herakliyus’un Cevabı<br />
Hayber Sonrası Seriyeler<br />
Mekke’ye Doğru: Kaza Umresi<br />
Meymune ile Evlenmesi<br />
İbni Ebilavcâ Seriyesi<br />
Zeyneb’in Ölümü<br />
Sekizinci Yıl<br />
Galip bin Abdullah Gazvesi<br />
Habat Seriyesi<br />
Mûte Savaşı<br />
Selasil Seriyesi<br />
Mekke’nin Fethi<br />
Halit Seriyesi<br />
Huneyn Gazvesi<br />
Taif Kuşatması<br />
Bu Kaleler Yıkılmalı<br />
Peygamber’in Kızkardeşi<br />
Malik bin Avf<br />
Fey Taksimi<br />
Ensarın Kaygısı<br />
Umre Haccı ve Dönüş<br />
Ailesi İçinde Peygamber<br />
Dokuzuncu Yıl: Temsilciler Yılı<br />
Kanında Ne Görüyorsun<br />
Kaçak Şair Kâb<br />
Zorluk Ordusu<br />
Münafıkların Komplosu<br />
Ağlayan Mücahitler<br />
Ebuzer Olmalı!<br />
Tebûk Sınırı<br />
Öküz Avlıyor<br />
Dönüş Yolunda<br />
Peygamber’e Terör Komplosu<br />
Peygamber Dırar Mescidini Yaktırıyor<br />
Medine’ye Giriş<br />
Sakif Heyeti<br />
Hac ve Beraat<br />
Himyer Padişahının Elçileri<br />
Ali bin Ebutalip’in Seriyesi<br />
Temim Heyeti<br />
Sâdoğulları Elçisi<br />
Ferve bin Amr<br />
Hainin Ölümü<br />
Vergi Memurları<br />
Ümmü Gülsüm’ün Ölümü<br />
Onuncu Yıl<br />
İbrahim’in Ölümü (Rebiulevvel)<br />
Ali bin Ebutalip’in Yemen’e Gönderilişi<br />
Âmiroğulları Elçileri<br />
Abdulkays Elçisi<br />
Tay Elçileri<br />
Hanifeoğulları Elçileri<br />
Halit Necran’da<br />
Muhammed Ölüyor<br />
Mekke’de, İnsanların Evinin Kenarında<br />
Veda<br />
Geleceği Düşünürken<br />
Onsekiz Yaşındaki Komutan<br />
Muhammed’in Son Günleri<br />
Son Çaba<br />
Pazartesi Günü</p>
<p><strong>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</strong><br />
Muhammed’i Tanıyalım<br />
Onbeş Yıllık Suskunluk<br />
Başlangıç<br />
İlk Emir<br />
İlk Müslümanlar<br />
Muhammed ve Mucize<br />
Muhammed’in Gözünde ve Gönlünde Kadın<br />
Cahş’ın Kızı Zeynep<br />
Çok Eşlilik<br />
Ayşe<br />
Sevde<br />
Ümmü Seleme (Hind)<br />
Ümmü Habibe (Remle)<br />
Cüveyriye<br />
Safiye<br />
Meymune<br />
Hafsa<br />
Zeynep<br />
Muhammed’in Huyu ve Ahlakı</p>
<p><strong>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</strong><br />
Muhammed’in Siması</p>
<p><strong>EKLER</strong><br />
Bidat<br />
Rabb<br />
Allah’ın Eli Açıktır<br />
Tartışma Hürriyeti ve İfade Özgürlüğü<br />
Abdullah bin Cahş Seriyesi<br />
Habeşistan Muhacirlerinin Dönüşü<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=558&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/11/26/ali-seriati-ve-yeni-ceviriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortadoğuda Modernleşme</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/ortadoguda-modernlesme/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/ortadoguda-modernlesme/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitap, batıdan ve İslam dünyasından tanınmış birçok entellektüelin “İslam ve sekülerizm” üzerine yazılarını ihtiva etmektedir. Ortadoğu’daki modernleşme olgusunu yakından tanımamıza imkan tanıyan kitap, bölgenin yeni yüzyılda yaşayacağı değişimlerin de ipuçlarını vermektedir.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/ortadoguda-modernlesme.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-536" title="ortadoguda-modernlesme" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/ortadoguda-modernlesme-300x193.jpg" alt="ortadoguda-modernlesme" width="300" height="193" /></a>Bu kitap, batıdan ve İslam dünyasından tanınmış birçok entellektüelin “İslam ve sekülerizm” üzerine yazılarını ihtiva etmektedir. Ortadoğu’daki modernleşme olgusunu yakından tanımamıza imkan tanıyan kitap, bölgenin yeni yüzyılda yaşayacağı değişimlerin de ipuçlarını vermektedir.  </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">21. Yüzyılda İslam ve sekülerizm, </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Arap sekülerizminin kökenleri, </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Sekülerizmin sınırları, </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Gerileyen sekülerizm, </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Sekülerizm içkinlik ve yapıbozumu, </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Kutsallıktan uzaklaşan sekülerizm, siyaset rasyonalitesi ve rasyonalitenin siyaseti </span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">gibi başlıklar altından irdelenen konular, okuyucuya seküler dünyanın epistemolojisi ve ontolojisi hakkında geniş ufuklar açmaktadır. </span><br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=535&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/ortadoguda-modernlesme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görme Biçimleri – John Berger</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/gorme-bicimleri-%e2%80%93-john-berger/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/gorme-bicimleri-%e2%80%93-john-berger/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:28:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[Görme Biçimleri (Ways of Seeing), John Berger ile yapılan BBC televizyon dizisinden, John Berger, Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb ve Richard Hollis tarafından hazırlanan, gerek düzenlemesi gerekse anlatımıyla farklı bir bakış açısı olan daha ilk sayfasında yerleşik görme biçimlerimizi sallamaya başlayan bir kitap.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/gorme.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-532" title="gorme" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/gorme.jpg" alt="gorme" width="200" height="171" /></a>Görme Biçimleri (Ways of Seeing), John Berger ile yapılan BBC televizyon dizisinden, John Berger, Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb ve Richard Hollis tarafından hazırlanan, gerek düzenlemesi gerekse anlatımıyla farklı bir bakış açısı olan daha ilk sayfasında yerleşik görme biçimlerimizi sallamaya başlayan bir kitap.</p>
<p>Yazarın anlatımıyla özetlersek kitap yedi denemeden oluşmuştur. Denemelerin dördünde hem sözcükler hem de imgeler, üçünde yalnız imgeler kullanılmıştır. Yalnız resimlerden oluşan bu denemeler, yazılı denemeler gibi seyirci-okurun kafasında soru uyandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Resimli denemelerde yayınlanan imgeler üzerine bazen hiçbir bilgi verilmemiştir. Yazara göre bu tür bilgiler dikkati, anlatılmak istenen şeyden başka yere kaydırabilir. Bu denemelerde konunun belli yanları dışında başka hiçbir şey üzerinde durulmamıştır. Yalnızca konunun çağdaş tarihsel bilinçlenmeyle aydınlığa çıkan yanları üzerinde durulmuştur. Amaç bir sorular süreci başlatmak olmuştur.</p>
<p>Yazarın amaçladığı bu süreç benim için ilk tümceyle başlıyor:</p>
<p>“Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.”</p>
<p>Görmenin konuşmadan önce geldiği kabul edilebilir bir olgudur. Ancak üzerinde düşünülmesi gereken bir olgudur bu. Ana rahmindeki son üç ayında, belirgin sesleri duyabilen ve tepki verebilen bebeklerin herhangi bir şeyi gördükleri ve bu görüntüyle sesleri bağdaştırdıkları söylenemez. Onlar için içinde yüzdükleri karanlıkta sadece duyabildikleri o sesler vardır. Dil gelişiminin de bu dönemde başladığı kabul ediliyor. Bebekler daha dünyaya gelmeden ana dillerinin seslerine, vurgularına ve hatta kurallarına tanışıklık geliştiriyorlar. Dil öncesi gelişimin ilk evresi, ağlamadır. Ağlama, bebeğin dış dünyayla kurduğu ilk iletişim ve kendini ifade etme biçimidir. Duymaya ve sese dayanır.</p>
<p>Duyma, görmeden önce gelir ve konuşmayı doğurur. Gördüğümüz her şeyin, bir sözcük olarak karşılığı vardır. Bu sözcükler her dilde ayrı bir ses sıralaması içerse de sonuçta baktığımız objeyi, görmemizi sağlayan araçlardır. Toprağa dikili duran, kalın “kahverengi” gövdesi, dalları ve “yeşil” yaprakları olan bir objeye baktığımızda “ağaç” görürüz.</p>
<p>Yazara göre, sözcüklerden önce gelen ve sözcüklerle tam olarak anlatılamayan görme, uyarıcılara karşı mekanik bir tepkide bulunup bulunmama sorunu değildir, yalnızca baktığımız şeyleri “görme”dir ve bu da bir seçme edimidir. Ayrıca yine yazara göre, düşündüklerimiz ve inandıklarımız, nesneleri görüşümüzü etkiler. Baktığımız şeyleri görmemizin ya da ne gördüğümüzü algılamamızın temelinde, bence “dil” çok önemli bir yapı taşıdır.</p>
<p>Görüşün iki yanlılığının, konuşmanın iki yanlılığından daha baskın olduğunu savlayan yazar: “sizin her şeyi nasıl gördüğünüzü benzetmeyle ya da doğrudan açıklama çabanızla, onun her şeyi nasıl gördüğünü anlama çabanızdır” derken, karşılıklı konuşmanın, bu görme-görülme işlemini dile getirme çabası olduğunu örnekliyor. Bu tanımlamaya katılmakla birlikte, yine de özellikle bebeklikten başlayarak çocuklara, neyi nasıl göreceklerini, doğrudan veya dolaylı yollarla anlatırken yaptığımız baskın ve tek yanlı bombardımanı gözden kaçırmamamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Yazara göre “imge” yeniden üretilmiş bir görünümdür ve her imgede bir görme biçimi yatar. Ancak bizim bir imgeyi algılayışımız ya da değerlendirişimiz aynı zamanda görme biçimimize de bağlıdır. İmgeyi yaratan kendi görme biçimiyle o imgeyi yaratır ve biz de o imgeye kendi görme biçimimizle bakarız. Perspektif geleneğiyle yaratılan imgelerde, her şey bakan kişinin görüş açısına göre düzenlenir ve bakan kişiye dünyanın merkezi olduğu hissini uyandırır. Fotoğraf makinesinin bulunması, aslında böyle bir merkez olmadığını ortaya çıkarır ve insanın görüşünü değiştirir. Resme yansıyan bu görüş, İzlenimciler ve Kübistler tarafından uygulanır.</p>
<p>Fotoğraf makinesinin bir başka getirisi, bir zamanlar tek olan imgeleri çoğaltması ve bunun sonucu olarak resmin anlamını değiştirmesi hatta bu anlamı çoğaltması olur. Kitapta verilen örnek bu anlam çoğalmasını çok güzel açıklıyor. Bir resmin, televizyon camında görülmesiyle resmin, girdiği değişik ortamların anlamına kendi anlamını katması ve bulunduğu her ortamda farklı algılanabilir olması, resmin anlamını çoğaltmıştır. Ancak yine de asıl imgenin tekliği değişmez bir olgudur sadece bu “tek”liğin anlamı değişmiştir. Artık insanları etkileyen şey resimdeki imgenin gösterdikleri değil, ne olduğudur. Bu “ne olduğu” sorusu bir değerlendirme, bir tür tartıya vurma içerir ve yazarın bu konudaki görüşleri çarpıcıdır. Yazara göre, asıl imgenin tek olması onu değeri az bulunurluğuna bağlı bir obje haline getirir. Sanat objesi “sanat yapıtı” olur ve tümüyle yapay bir dinsellik havasına sarılır. Kutsal kalıtlarmış gibi tartışılır ve bizlere de öyle sunulur. Bu sunuş, imgenin taşıdığı anlamı gölgeler ve resmin etkileyici, gizemli oluşu, satış değerinden kaynaklanır. Bu gizem ve kutsallık yüklemesi, resme, fotoğraf makinesinin bulunmasıyla yitirdiğini kazandırmış, onu yeniden eşsiz kılmıştır.</p>
<p>Yazar bence kitabında yer yer çok katı bir yaklaşımla açıkladığı bu görüşünü “duvara asılan bir yeniden canlandırma, özgün resimle karşılaştırılamaz” diyerek yumuşatır. Çünkü özgün resimde sessizlik ve dinginlik asıl malzemenin, boyanın içine sinmiştir. Yazar birinci denemeyi, görsel sanatların her zaman belli bir koruyucu kabuk içinde var oldukları saptamasını yaparak bitiriyor. Önceleri kutsal olan bu kabuk, daha sonra toplumsal bir koruyuculuğa dönüşüyor ve günümüzde yeniden canlandırma araçlarıyla, görsel sanatlar artık kabuklarından kurtuluyorlar. Yaşama karışıyorlar ve kendi başlarına hiç bir etkileyici güçleri kalmıyor. Giden bu gücün yerine, artık bir imgeler dili oluşuyor. Önemli olan da bu dili kimin ne amaçla kullanacağı oluyor.</p>
<p>Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri yazarın Avrupa yağlıboya resminde kadın motifini irdelediği üçüncü denemesi. Yazar resimlerde kadının sadece seyirlik objeler olarak görülüp değerlendirildiğini ve bu yapılırken de geçerli olan ölçü ve töreler olduğunu savlıyor. Çıplaklık ve nü tanımlamaları yaparken, çıplak olmak insanın kendisi olmasıdır diyor ve başkalarına çıplak görünmenin ise, nü olduğunu anlatıyor. Yazara göre, çıplak vücudun nü olabilmesi için bir nesne olarak görülmesi gerekiyor. Nü olmak bir tür giyinikliktir ve seyredilmek üzere ortaya konmuştur. Resimlerde asıl kahramanın görülmediğini, bu kişinin erkek olarak kabul edilip, resmi seyredenler olduğu savlanıyor. Bazı resimlerde görülen erkek motiflerini ise, kadının ilgisinin o erkeğin üzerinde olmadığını, aksine kadının tüm dikkatinin resmin önündeki erkeğe odaklandığını söyleyerek açıklıyor.</p>
<p>Avrupa resim geleneğinde bütün bunların dışında kalan nüler olduğunu kabul ediyor, ancak onlara aslında nü bile denemeyeceğini çünkü onların, bu sanat biçiminin kurallarını yıktıklarını belirtiyor. Ressamın kadını kişisel olarak görüşünün çok güçlü olduğunu ve seyirciye yer bırakılmadığını açıklayarak bu görüşünü destekliyor. Ayrıca, böyle bir bakış açısının kadını nüleştirmediğini, seyredilmek üzere yapıldığı izlenimi uyandırmadığını ve bu tür resimlerin de sayıca az olduklarını söylüyor.</p>
<p>Avrupa resim sanatındaki bu yorumlayışın etkilerinin, günümüz kadınının bilincine şekil verdiğini, nü sanatında ressamların ve resmi satın alanların erkek olmasının da bu şekillenmenin temeli olduğunu savlıyor. Kadınları görme biçiminin günümüzde de değişmediğini, bunun nedeninin, kadındaki farklılıklardan kaynaklanmadığını, aslında yine seyircinin erkek olarak görülüp kabul edilmesinden geçtiğini anlatıyor.</p>
<p>Yazarın Avrupa nü resmine bakarken ne “gördüğü”, onun “düşünce ve inandıkları”ndan yola çıkarak şekilleniyor bence. Bu denemenin başında, erkek ve kadın hakkında getirdiği tanımlamalar, yazarın düşünce ve inançları konusunda oldukça kesin bir fikir veriyor.</p>
<p>Yazara göre bir erkeğin varlığı sizin için yapabileceklerini gösteriyor. Bunun tersine bir kadının varlığıysa, onun kendine karşı olan tutumunu gösteriyor. Kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çevrelenmiş bir yerde doğmak oluyor ve bu nedenden kadınlar hiç durmadan kendilerini seyretmek zorunda kalıyorlar. Kendi imgeleri ile dolaşmaya başlayan kadınlar, içlerinde gelişen, gözleyen ve gözlenen kişiliklere sahip oluyorlar ve kimliklerini oluşturan bu kişilikleri, birbirinden ayrı iki öğe olarak görüyorlar. Sonuç olarak yazara göre erkekler davrandıkları gibi kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler.</p>
<p>Yazarın erkek ve kadına bakışı böyle olunca da nülere baktığında ne “gördüğü” bence normal çıkarımlar oluyor. Ancak bu çıkarımlara katılmakla birlikte, benim eleştirilerim yazarın bu kesin ifadelerle tanımlamaya çalıştığı erkek ve kadın olgusunda düğümleniyor. Erkek ve kadına biçilen roller ve üzerlerine yapıştırılan tanımlar, aslında dinsel bakışın izlerini taşıyor. “Seyredilen” kadına getirilen kısıtlamalar, dinlerin ortak paydalarından<br />
birini oluşturuyor ve her şeye erkeğin gözü ile bakan bir göksel anlayışın, yazarın, erkek ve kadına getirdiği tanımlarla örtüşmesi bende tedirginlik yaratıyor. Denemenin ilk satırlarında açıklanan bu görüşler, yazarın sonraki “görme” anlatılarına alt yapı oluşturuyor ve sanki, kadına bakışı daha farklı olan kişilerin aynı resimlere baktıklarında ne görecekleri es geçiliyor.</p>
<p>Kitabın 5. denemesinin ana fikri her dönemde olduğu gibi, 1500 ile 1900 yılları arasında da sanatın yine yönetici sınıfların ülküsüne hizmet ettiğidir. Anamalın toplumsal ilişkilerde yaptığı etkiyi, yağlıboya resim görüntülerde yapmıştır. Bunun bir başka görsel sanatla yapılamayacağını belirten yazar, yağlıboya resmin görsel sırrını açıklarken, bu resim türünün gerçek objeleri elimizle dokunabilecekmişiz gibi bize yansıttığını anlatıyor. Yağlıboya tekniğinde var olan fark, objelerin nesnel özelliklerini neredeyse aslından ayırt edilemeyecek bir görünümle yakalayabilmesidir. Böylelikle, çoğu zaman oldukları gibi gösterilen objeler, sonuçta satın alınabilir objelerdir ve bir objeyi satın almakla, o objenin görünümünü satın almak arasında önemli bir fark yoktur.</p>
<p>Yazarın, Levi Strauss’tan yaptığı alıntıya katılıyorum. İnsanların sahip olmayı istedikleri şeylerin, görünümlerine duydukları ilgi anlaşılabilir bir duygu. Ayrıca yine o dönemin insanlarının, malları, mülkleri ve kendilerini resmettirip, duvarlarına asmaları, geleceğe belge bırakmak istemeleri de anlaşılabilir. Sonuçta bugünün insanları da fotoğraf makineleri ile ya da el kameraları ile aynı işi yapıyorlar ve aile albümleri de duvardaki resimlerle aynı işleve sahip. Değişen sadece zaman ve zamanın getirdiği teknik yaklaşım. İnsanlar kendilerini nasıl ve neleriyle ifade etmek istiyorlarsa, her dönemde bunun bir yolunu bulmuşlardır. Bence eğer ortada bir ifade suçu varsa bunun suçlusu ne bunalıma giren sanatçı, ne dönem özellikleri ne de sistemlerdir. Suçlu, her dönemde ifade sorunları yaşayan insanın kendisidir.</p>
<p>Yazarın, Avrupa yağlıboya resmini sorgularken yaptığı çıkarımlar, aslında gelmiş geçmiş tüm sanat dallarına uygulanabilir. O zaman da tüm bu sanatların hep bir art niyet güttüğü ya da farkında olmadan kötü bir şeylere alet olduğu anlaşılır. İlkel çağlardan beri var olan sanat, insanlığın en önemli kazanımıdır. Sadece var olması bile yeterlidir ve sanat eleştirilerinin, özellikle resimde estetik kaygılarla yapılması bence daha inceliklidir. Baskı rejimlerinin sanatçılarına dikte edilmek istenen bir görüşün propaganda aracı olma önerileri kadar olmasa da bu kitabın yaklaşımı da bildirimcidir.</p>
<p>Son denemede yer alan reklam konusundaki görüşler, altına imza atılabilecek türdendir. Tek bir şey dışında: Reklamı, Rönesans sonrası, Avrupa görsel sanatının can çekişmesi olarak görmek.</p>
<p>Kitabın başından beri açıklanan tüm görme biçimlerini, reklamda birebir bulmama hatta sanat ürünlerinin kullanımını üzerimizde denenen sinsice bir oyun olarak kabul etmeme rağmen, bunun faturasının resim sanatına kesilmesine karşı çıkıyorum ve diyorum ki bu kitap, son denemeden başlanarak okunursa görülecektir ki ancak bir reklamcıdan beklenebilecek pragmatist bir bakışla yazılmıştır. Reklamcı gözüyle Avrupa resim sanatına bakılmış ve “görme biçimleri” oluşmuştur.</p>
<p>Ayşegül Engin/Düşle Edebiyat Dergisi<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=531&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/10/31/gorme-bicimleri-%e2%80%93-john-berger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Papazın Osmanlı Günlüğü</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/25/bir-papazin-osmanli-gunlugu/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/25/bir-papazin-osmanli-gunlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 10:14:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[dergah yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[günlük hayat]]></category>
		<category><![CDATA[john covel]]></category>
		<category><![CDATA[merasimler]]></category>
		<category><![CDATA[papazın günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere kralı II. Charles′ın sefaret papazı Covel′in Osmanlı topraklarında geçirdiği yedi yılda yaşadıkları.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="hbr1">
<p><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/papazın-günlüğü.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-505" title="papazın günlüğü" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/papazın-günlüğü-207x300.jpg" alt="papazın günlüğü" width="207" height="300" /></a>Dr. John Covel, Bir Papazın Osmanlı Günlüğü’nde 1670 yılında İngiltere Kralı II. Charles’ın sefaret papazı olarak geldiği Osmanlı topraklarında geçirdiği yedi yılı anlatmaktadır. Papaz Covel kaldığı süre içinde yaşadıklarını ve gördüklerini en ince ayrıntısına kadar günlüğüne aktarmış. Fakat günlükte anlatılanlar oldukça ayrıntılı ve karmaşık olmasından dolayı uzun bir süre basılmamış ve British Museum’da saklı kalmış. British Museum’daki bu hazinenin seçilen bölümlerinin kitap olarak basılması ise Londra’da 1893 yılında gerçekleşmiş.</p>
<p>Dergâh Yayınları’nın başlattığı Batının Gözüyle Türkler dizisinden çıkan <strong>Bir Papazın Osmanlı Günlüğü</strong>, 1893 baskısı esas alınarak Türkçeye çevrilmiş. Prof. Dr. Özdemir Nutku, 1972’de Türk Tarih Kurumu tarafında yayımlanan IV Mehmet’in Edirne Şenliği adlı kitabında British Museum’daki orijinal yazmayı kullanmış. Nutku, kitabında yazmanın 413 varak olduğunu yılların rutubetiyle mürekkebin yayılmış ve silinmiş olduğundan dolayı çok zor okunduğundan bahsetmektedir.</p>
<p><strong> Papazın zihnindeki Türk İmajı</strong><br />
Günlük, papazın gemiyle İstanbul’a yaptığı deniz yolculuğuyla başlıyor. Daha sonra İstanbul’da ve Edirne’de geçirdiği günler en ince ayrıntısına kadar günlüğe aktarılmış. Papazın bulunduğu gemi İstanbul’a geldiğinde sarayı on bir pare top atışıyla selamladıktan sonra Galata önlerindeki gümrük binası önünde demir atar. Gümrükte gemideki eşyalar ve bavullar görevliler tarafından didik didik edilir.</p>
<p>Papaz gümrükteki bavullarını almaya gittiğinde her şeyini eksiksiz olarak teslim alırken şu yorumu yapar: “Sonunda Hıristiyan olduğu halde bir Türk kadar bile dürüst olmayan biri tarafından çalındığına inandığım Niceron’un Thaumaturgus Opticus’undan başka bir şeyin eksik olmadığını gördüm.” Günlüğü okurken satır aralarına serpiştirilen bu tür karşılaştırmalar ve yorumlar papazın zihnindeki Türk imajını da ortaya koymaktadır.</p>
<p>Papaz, İstanbul’da gezdiği yerleri ve mekanları anlatırken okuyucuyu 17. yüzyıl İstanbul’una götürmekte, saray hayatından, gündelik hayata, kilise ayinlerinden, Galata Mevlevihanesine dair pek çok ayrıntıya yer vermektedir. Fakat günlüğün en can alıcı yeri ise şehzade Mustafa’nın sünnet düğünü ve Hatice Sultan’ın düğününün anlatıldığı bölümlerdir. Edirne’de yapılan dillere destan her iki düğün görkemli şenlikleriyle, hediyeleriyle, ziyafetleriyle tarihte unutulmayanlar arasında yerini almıştır.<br />
Günlükte öne çıkan bir başka husus ise papazın tanıştığı kişiler hakkında yaptığı tasvirlerdir. Bu kişiler padişah, sadrazam, şehzade gibi saray çevresinden olurken, zaman zaman halktan bir insanın tasviride karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, şehzade Mustafa’yı yakından gördüğünü anlatan papaz Covel ileride tahta çıkacak olan şehzadeyi şöyle tasvir etmekte: “Genellikle çirkin sevilmeyen (herhalde kötü huylu) bir çocuktu; tam bir Rus yüzüne sahipti (fazlasıyla Rus gördüğümden doğru karar verebilirim) çıkıntılı bir alnı, ucunda bir et parçası olan kemerli burnu, yuvarlık düz bir yüzü; açık renk gözleri ve kaşları vardı.</p>
<p>Kulakları dikkat çekecek kadar büyüktü, elleri (Türklerin hiçbiri ellerine bakmazlar ve elleri kaba sabadır) esmer ve yanıktı. Annesi bir Rus olup babası da bir Rustan doğmuştu.” Şehzadenin sünnet şenliğine günlüğünde geniş bir yer ayıran papaz Covel şenlik sırasında fevkalade bir şekilde ağırlandıklarını, hatta şeytandan nefret ettikleri kadar sevmedikleri şapkası ve saçıyla rahat bir şekilde dolaştığını, en ufak bir hakarete uğramadığını, Türkler itilip kakılırken yabancılara ayrı bir ihtimam gösterildiğini anlatırken, “bize her şeyi en ince ayrıntısına kadar gösterip hayran olduğumuzu veya olur gibi yapmamızı görmekten çok gurur duyuyorlardı” şeklinde de yorum yapmaktadır.</p>
<p><strong>Din değiştiren türk olur</strong><br />
Şehzade Mustafa’nın Edirne’de yapılan sünnet düğününde on beş gün geceli gündüzlü gösterişli şenlikler yapılmıştır. Tabii ki şehzade ile birlikte yoksul ailelerin çocukları da sünnet ettirilmiştir. Papaz Covel günlüğünde iki bin kişinin sünnet edildiğinden bahsederken. bazı kaynaklarda bu rakam abartılı bir şekilde sekizbine kadar çıkmaktadır. Papaz yüzlerce çocuğu sünnet edilirken izlediğini ve Türklerin yabancıların bunu izlemesinden rahatsız olmadıklarını aksine özendirici olacağını düşündüklerini anlatmaktadır.</p>
<p>Özellikle din değiştirerek sünnet olanları da ilginç yorumlarıyla anlatır. Din değiştirmeyi Türk olmak olarak algılayan papaz Covel “Çok daha olgun yaşta din değiştirerek Türk olanlar vardır. Elli üç yaşında olduğu söylenen yaşlı bir adamın sünnet edildiğini gördüm. Din değiştirmenin en çok görülen şekli sultan veya vezirin huzuruna çıkarak, kepini yere atmak ve sağ elini veya şehadet parmağını havaya kaldırmaktı. O zaman hemen (orada bu iş için bekleyen) bir memur tarafından götürülür ve diğerleriyle beraber sünnet edilirlerdi.Vezirin huzuruna çıktıktan sonra zıplayarak ve sevinç gösterileri yaparak çadıra gelen bir Rus genci gördüm. Ancak sünnet olurken (olgun yaşta olan çocuğun yaptığı gibi) homurdanıyordu.”<br />
 </p>
<p>Günlüğün şenliklerle dolu sayfalarını tebessüm ile okurken birden Edirne’de Veba bölümüne geldiğinizde biraz keyfiniz kaçıyor. Edirne’de Temmuz ayında başlayan veba salgınında günde 900 kişinin öldüğünü ve şehirden herkesin kaçmaya başladığını öğreniyorsunuz. Veba yüzünden papaz ve beraberindekiler Edirne yakınındaki Karaağaç denilen kasabaya gitmek zorunda kalırlar. Karaağaç’ı anlatırken kasabada yaşayanların geçimlerini şaraptan kazandıklarını her gün Edirne’den buraya yüzlerce insanın içki içmeye geldiğini ve Türklerin şarabı çok sevdiklerini hatta sarayda padişah hariç diğer görevlilerin de şaraptan büyük bir keyif aldığını anlatmaktadır.</p>
<p>Öyle ki veziri birkaç defa kör kütük sarhoş olarak gördüğünden de bahseder. Papaz, İstanbul’a döndüğünde korkunç veba salgını burada da devam eder. Papaz veba salgınından nasıl kurtulduğunu şöyle yorumlar: “Ben kaderimizin ve şansımızın alınlarımızda yazıldığına inanacak kadar Kalvinist değilim; ama şunu söylemeliyim ki bu kadar çok ölüm gördükten sonra beni sadece Tanrının koruduğuna inanıyorum. Beni tanıyanlar hangi şeytana kanıp da bu cehennem gibi yerde kaldığımı merak edebilir ve samimi olarak kendim de merak ediyorum, herhalde kader kalbime yazılmıştı, ama şimdi silinmeye başladı.”</p>
<p>Günlükte anlatılanların büyük bir bölümü Edirne şenliklerine ve Edirne’deki saray yaşantısına ayrılmıştır. Bir papazın bakışıyla Türklerin batı dünyasına nasıl aktarıldığını merak ediyorsanız okumanız gereken bir kitap.</p>
<p><strong>Fatmagül Demirel</strong></p>
<p><strong>internethaber</strong></div>
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=504&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/25/bir-papazin-osmanli-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haftanın Kitapları</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/18/haftanin-kitaplari/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/18/haftanin-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 12:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[asım öz]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[edward said]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftaki kitap köşemizi son günlerde Filistin üzerine yayınlanan kitaplara ayırdık.Bu hafta okumanızı tavsite edeceğimiz kitaplar şunlar:Haritada Kan Lekesi, Kültür Ve Direniş, Gazze Risalesi: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></p>
<div id="attachment_486" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/haftanin-kitaplari.jpg"><img class="size-full wp-image-486" title="haftanin kitaplari" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/haftanin-kitaplari.jpg" alt="haftanin kitaplari" width="250" height="205" /></a><p class="wp-caption-text">haftanin kitaplari</p></div>
<p>Bu haftaki kitap köşemizi son günlerde Filistin üzerine yayınlanan kitaplara ayırdık.Bu hafta okumanızı tavsite edeceğimiz kitaplar şunlar:Haritada Kan Lekesi, Kültür Ve Direniş, Gazze Risalesi:</p>
<p></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>HARİTADA KAN LEKESİ<br />
HAZIRLAYAN: ASIM ÖZ</strong></p>
<p>Haftanın ilk kitabı Haritada Kan Lekesi adlı şiir seçkisi.</p>
<p>Şiirimizde Filistin Direnişi alt başlığını taşıyan kitapta, Türk Edebiyatı’nda Filistin üzerine kalem oynatmış kırk dokuz şairden seçilmiş şiirlere yer verilmiş. Filistin’in son altmış yılı işgal, yıkım, kayıp, ölüm, yokluk, direniş, intifada gibi kelimelerle ifade edilmektedir.</p>
<p>Türk şiirinde Filistin konusuna duyarlılık gösteren şairler, aynı coğrafyanın ve aynı dünyanın yazarları olarak bu imgelerden hareketle yazmışlar şiirlerini. Akif İnan’dan, Cahit Zarifoğlu’na; Arif Ay’dan Nurettin Durman’a kadar birçok şairden yapılan seçki, edebiyatın ve sözün gücünü bir kez daha öne çıkarmış. Kitabın girişinde Ortadoğu’da Direniş Edebiyatı üzerine kapsamlı bir yazıya da yer verilmiş.</p>
<p>Harita’da Kan Lekesi adlı kitap, Asım Öz tarafından hazırlanmış.</p>
<p><strong>KÜLTÜR VE DİRENİŞ<br />
EDWARD SAİD</strong></p>
<p>Kültür ve Direniş, Türk okurlarının Oryantalizm adlı kitabıyla tanıdığı Edward Said’in, David Barsamian’la yaptığı konuşmalarından oluşan bir kitap. Yazdığı kitaplarla ve yaptığı eylemlerle Filistin davasını sürekli gündemde tutan Edward Said, bu konuşmalarıyla Filistin direnişinin kültürel temellerini ve davasının haklılığını anlatmış.</p>
<p>Filistinlilerin ve diğer Arap’ların barışçıl yaklaşımı bırakmadan kendilerini savunması gerektiğini söyleyen yazar, bunun büyük bir sorumluluk olduğunu belirtmiş.</p>
<p>Edward Said’in konuşmalarından oluşan Kültür Ve Direniş adlı kitap Agora Yayınevi’nden çıkmış.</p>
<p><strong>GAZZE RİSALESİ<br />
CAHİT KOYTAK</strong></p>
<p>Gazzeli Yusuf, oğlum, ben yaşlı Filistin şairlerinden biri.<br />
şiirlerimi Türkçe yazıyor olmama bakma,<br />
yeryüzünün bütün öteki şairleri gibi,<br />
( düzeltiyorum ) yeryüzünün bütün<br />
yufka yürekli şairleri gibi ben de<br />
Filistinliyim on günden beri<br />
ve buram buram Filistin toprağı<br />
kokmaya başladı birden, nasılsa,<br />
benim de kırk yıllık türkülerim, kasidelerim.</p>
<p>Filistin’de yaşanan drama ilişkin bir kitap da şair Cahit Koytak’tan geldi: Gazze Risalesi.</p>
<p>İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Türk Edebiyatı’ndan onlarca şair kaleme sarıldı ve konuya duyarlılıklarını şiirlerle ifade etti.</p>
<p>Cahit Koytak da bu şairlerden biriydi.O günlerde şair, Gazze Risalesi adlı uzun bir şiir yazdı ve şimdi bu şiir kitaplaştı.Koytak, İlk Atlas adlı kitabından yirmi yıl sonra yayınladığı ikinci şiir kitabıyla; tarihin kırılma noktalarından birinde sözünü esirgemeden söylemiş.</p>
<p>Gazze Risalesi adlı Kitap, Pınar Yayınlarından çıkmış.</p>
<p>Timeturk<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/30/klasikleri-bir-de-kurtce-okuyalim/" title="Klasikleri bir de Kürtçe okuyalım">Klasikleri bir de Kürtçe okuyalım</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/27/bir-mabed-iscisi-cemil-meric/" title="Bir Mabed İşçisi Cemil Meriç">Bir Mabed İşçisi Cemil Meriç</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/19/cahillikler-kitabi-2-hayvanlar-alemi/" title="Cahillikler Kitabı 2 &#8211; Hayvanlar Alemi">Cahillikler Kitabı 2 &#8211; Hayvanlar Alemi</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/16/kunduracisin-sen-kunduraci-kal/" title="Kunduracısın sen kunduracı kal ">Kunduracısın sen kunduracı kal </a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/16/medeniyetlerin-sonu-geldi/" title="Medeniyetlerin sonu geldi">Medeniyetlerin sonu geldi</a></li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=485&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/18/haftanin-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SURNAME-SULTAN AHMET&#8217;İN DÜĞÜN KİTABI</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/05/surname-sultan-ahmetin-dugun-kitabi/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/05/surname-sultan-ahmetin-dugun-kitabi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 20:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[kabalcı]]></category>
		<category><![CDATA[sultan ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[surname]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Sûrnâme Osmanlı dönemi Türk edebiyatında sünnet, evlenme ve tahta çıkma ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/surname.jpg"><img class="size-medium wp-image-479  aligncenter" title="surname" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/surname-209x300.jpg" alt="surname" width="209" height="300" /></a>Sûrnâme Osmanlı dönemi Türk edebiyatında sünnet, evlenme ve tahta çıkma münasebetleriyle yapılan şenlikleri anlatan eserlere verilen ortak addır. Bu eserlerin önemi, yazıldıkları zamanı bütün yönleriyle yansıtmaları, bu yüzden de araştırmalar için zengin kaynaklar olmalarıdır. Bilinen surnâmeler içinde en genişi, en şöhretlisi ve Türk kültür tarihi açısından en önemlisi Vehbî’ninkidir…Bir büyük devlet düzeni, bu düzeni yöneten insanlar, pek çok ilgi çekici yönüyle günlük hayat, bizim insanımızın meydana getirdiği bir şehir kültürünün olanca zenginliği, bugün yalnızca övünç duyulabilecek bir üstünlüğü yansıtan bütün sesler, renkler ve görüntüler ve daha neleriyle yaşanmış bir tarih dönemi &#8230; ihtişam ve bu ihtişama yaraşır bir devlet düğünü ve şöleni &#8230; XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde, olumsuz gelişmelere rağmen yine de gününün en büyük imparatorluğu ve bu imparatorluğun büyüklüğünü o günün dünyasına gösteren bir sultan: Sultan III. Ahmet ve benzersiz bir dil ve üslupla bu devlet düğününde olan biteni bütün ayrıntısıyla aktaran bir dil ve kalem ustası: Vehbî. Biri devlet ihtişamını, diğeri bu ihtişama yaraşır bir dil ve sanat kudretini temsil eden iki insan: Sultan Ahmet ve Vehbî &#8230; ve göz kamaştırıcı bir düğün ve şölen. Nakkaş Levnî’nin minyatürleriyle süslenen Vehbî’nin Sûrnâme’sine bu yüzden bir de alt başlık koyduk: Sultan Ahmet’in Düğün Kitabı…</p>
<p style="line-height: 150%;">Yazar : Vehbi</p>
<p style="line-height: 150%;">Çeviri : Mertol Tulum</p>
<p style="line-height: 150%;">TÜRKÇE, 784 sayfa, Kasım 2008</p>
<p style="line-height: 150%;">Kabalcı Yayınevi</p>
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=478&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/05/surname-sultan-ahmetin-dugun-kitabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK İSKENDER</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/03/buyuk-iskender/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/03/buyuk-iskender/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 11:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[buyuk iskender]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[
 
Jona Lendering
Çeviri: Burak Sengir
448 sayfa, 25.-TL
Temmuz 2009
Anı ve Yaşam Dizisi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/iskender.jpg"><img class="size-full wp-image-476  aligncenter" title="iskender" src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/iskender.jpg" alt="iskender" width="200" height="256" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;">Jona Lendering<br />
Çeviri: Burak Sengir<br />
448 sayfa, 25.-TL<br />
Temmuz 2009<br />
Anı ve Yaşam Dizisi / ISBN 978-605-105-035-5</p>
<p style="text-align: center;">KitapYAYINEVİ</p>
<p> <br />
Sonunu bildiğiniz, yine de elinizden bırakamadığınız romanlar ya da gümüş perdedeki yansımalarından gözünüzü ayıramadığınız filmler vardır. İşte elinizdeki Büyük İskender kitabı, gerçek bir tarih kitabı olmasına rağmen, Makedonya kralının bilinenden çok farklı bir portresini, adeta epik bir filmin rengârenk kareleri aracılığıyla çiziyor, roman tadında bir anlatı sunuyor. Yazarı Jona Lendering daha önce hiç denenmemiş biçimde, bir yandan geleneksel antikçağ Yunan anlatılarını didiklerken, diğer yandan Babil hükümdarlık kayıtlarını, İran kökenli belgeleri okurlarının gözleri önüne seriyor. Ayrıca ancak son yıllarda okunabilmiş sayısız kil tablet eşliğinde bizi İskender’in peşinden büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Çarpıcı güzellikteki gizemli Uzakdoğu diyarlarına sürüklenirken, başka kültürlerin tuhaf gelenekleri olan halklarını, gözü pek ve merhametsiz savaşçılarını tanıma fırsatı buluyoruz. Lendering’in İskender’i, yalnızca aman vermeyen bir fatih ya da dillere destan bir kahraman değil; daha çok, farklı kültürler arasında bocalayıp kalmış, tebaasını oluşturan halkları bir çatı altında toplama arzusuyla dolu genç bir liderdir. Hep anlatıldığı gibi şeytan ya da tanrı olarak değil, sıradan bir insan olarak görürüz onu. Kitapta, İskender’in ezeli rakibi Pers hükümdarı III. Dareios’un portresi de, Yunan kökenli kaynaklarda yansıtıldığı gibi korkak bir hükümdar olarak değil, üstün vasıfları olan, kılı kırk yaran cesur bir komutan olarak çizilmiştir. Jona Lendering tarihçidir. Kitap Yayınevi’nin de yayınlayacağı Stad in Marmer; Gids voor het antieke Rome aan de hand van tijdgenoten [Mermer Şehir: Çağdaşlarının Gözünde Antikçağ Roması] adlı yapıtı “Hollanda’da bugüne kadar yayımlanmış Roma’yı en iyi tanımlayan kaynak” sıfatıyla övgüye değer bulunmuştur.<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>Benzer yazı bulunamadı</li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=475&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/08/03/buyuk-iskender/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Klasikleri bir de Kürtçe okuyalım</title>
		<link>http://www.yayinsepeti.com/2009/07/30/klasikleri-bir-de-kurtce-okuyalim/</link>
		<comments>http://www.yayinsepeti.com/2009/07/30/klasikleri-bir-de-kurtce-okuyalim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 15:57:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[100 temel eser]]></category>
		<category><![CDATA[kürtçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yayinsepeti.com/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[
Kürtçe’nin önündeki engellerin kalkması meyvelerini vermeye başladı. Shakespeare’den Dostoyevski’ye, Tolstoy’dan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/kitap.jpg"><img src="http://www.yayinsepeti.com/wp-content/uploads/kitap.jpg" alt="kitap" title="kitap" width="400" height="300" class="alignleft size-full wp-image-394" /></a><br />
Kürtçe’nin önündeki engellerin kalkması meyvelerini vermeye başladı. Shakespeare’den Dostoyevski’ye, Tolstoy’dan Kafka’ya kadar 100 Temel Eser artık Kürtçe de okunabilecek</p>
<p>Eserler Lîs Yayınları’nın başlattığı proje kapsamında Kürtçeye çevrilecek. Yayımlanan ilk dört kitabın bugün yapılacak tanıtımına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da davetli.<br />
Lîs Yayınları Kürtçe düzyazı ve şiirin gelişmesini desteklemek amacıyla böyle bir proje başlattığını söylüyor. Eserleri orijinal dillerinden Kürtçeye kazandırmayı hedefleyen yayınevi, bu alandaki boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Proje kapsamında ayrıca Yaşar Kemal, Gabriel Garcia Marquez, William Faulkner, J. M. Coetzee, Shakespeare, Oscar Wilde, Kafka, Dostoyevski, Tolstoy ve daha birçok klasik Kürtçe’ye çevrilecek.<br />
Projenin ilk adımı olan dört kitap İsveç İstanbul Konsolosluğu’nun desteği ile yayına hazırlandı. Kürtçeye kazandırılan eserler Harry Martinson’ın Kulîlkvedena Gezgezkê/Isırganın Çiçeğe Durması, Selma Lagerlöf’ün Şahînşahê Portekîzê/Portekiz İmparatoru, Åsa Lind’in Gureqûm/Kumkurdu ve Jı Vıttulayê Muzîka Popular/Vittula’dan Popüler Müzik oldu. Çeviriler İsveç’te yaşayan Menîce Birûsk, Serkan Birûsk, Mizgîn Bîngol ve Salih Agir Qoserî tarafından yapıldı.<br />
Taraf’a konuşan Lîs Yayınları yayın yönetmeni ve şair Lal Laleş, Kürtlerin çağdaş dünya klasiklerine olan ihtiyacının olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Dünya edebiyatının temel eserlerini hâlâ Kürtçe olarak tanımıyoruz. Bunun için toplumsal bir proje başlattık. Ülkemizde Kürdoloji bölümlerinin açılacak olması, Kürt meselesiyle ilgili pozitif gelişmeler, yaptığımız projeyi besleyecektir. Belki bir yıl sonra bu yaptığımız iş aynı zamanda resmî kurumlarca da ilgiyle karşılanacaktır. Bizlere katkı sunacaklardır. Kürtçe’nin edebi olarak kendini var etmesi resmî kurumlarının da meselesi olmalıdır.”<br />
Kürtçeye çevrilen ilk dört eserinin tanıtımının bugün yapılacağını hatırlatan Laleş, açılışa Bakan Günay’ı davet ettiklerini söyledi. Bakan Günay’ın bu konuda kendilerine katkı sunabileceklerini ifade eden Laleş “Kendisinin bu konuda iyimser ve pozitif düşündüğünü biliyoruz. Koşulları ne kadar uygundur bilemiyoruz. Ancak gelirse bizleri sevindirir” dedi.</p>
<p>Kaynak : Taraf<br />
<h3>Benzer Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/08/18/haftanin-kitaplari/" title="Haftanın Kitapları">Haftanın Kitapları</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/27/bir-mabed-iscisi-cemil-meric/" title="Bir Mabed İşçisi Cemil Meriç">Bir Mabed İşçisi Cemil Meriç</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/19/cahillikler-kitabi-2-hayvanlar-alemi/" title="Cahillikler Kitabı 2 &#8211; Hayvanlar Alemi">Cahillikler Kitabı 2 &#8211; Hayvanlar Alemi</a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/16/kunduracisin-sen-kunduraci-kal/" title="Kunduracısın sen kunduracı kal ">Kunduracısın sen kunduracı kal </a></li>
<li><a href="http://www.yayinsepeti.com/2009/07/16/medeniyetlerin-sonu-geldi/" title="Medeniyetlerin sonu geldi">Medeniyetlerin sonu geldi</a></li>
</ul>
<img src="http://www.yayinsepeti.com/?ak_action=api_record_view&id=393&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yayinsepeti.com/2009/07/30/klasikleri-bir-de-kurtce-okuyalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

