Firdevsi – Şahnâme

 

İRAN’IN ÖLÜMSÜ ŞAİRİ

ŞahnamePek çok dile çevrilen Şahname, Kabalcı Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Önceki çevirilerde eksik olan 5 bin beyit ilk defa okuyucunun karşısına çıkıyor.

Verimli toprağın bağrına bırakılmış bir fidan gibiydi bir zamanlar tarih. Çünkü henüz o minik fidanın dallı budaklı bir ağaca dönüşmesini sağlayacak kadar çok yaşanmışlık birikmemişti yeryüzünün dağlar, ovalar, denizler, ormanlar ve dipsiz uçurumlardan müteşekkil bedeninde.

Yeryüzündeki varlığının ilk birkaç milyon yıllık bölümünü insanlaşma serüveninin hiçbir yere bağlanmayacak gibi görünen yollarını adımlayarak geçiren insanoğlu, bu serüven noktalandıktan sonra bilgi üretmeye ve kendisinden önce yaşayanların dipsiz bir karanlığın içinden çekip çıkardığı verileri kayda geçirmeye başladı. Bu noktadan sonra üstüste konan tuğlalar gibi birikti ve yüksek bir piramide dönüştü geçmiş zamanların tozlu yollarında edinilen birikimler.

Tarih üzerine düşünmek ve onun hakkında bilgi sahibi olmak gerekmez geçmişle bugünün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu anlamak için. Eğer bugün kültür, gelenek gibi kavramlardan söz edebiliyorsak, bu geçmişi kayda geçiren insanlar sayesindedir.

Çünkü her ne kadar yeryüzünün farklı noktalarında farklı hikâyeler yaratmış olsa da insanlar, aslında tek ve büyük bir giysinin ardına gizlenmiş uzuvlardan oluşan tek bir beden gibidir insanlık.

Hint-Avrupalı bir kavim olan İranlıların tarihi ve kültürü de binlerce yıllık bir sürecin sonunda süzüldü zamanın şeffaf süzgeçlerinde. Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önce şu anda İran’ın bulunduğu topraklara ve çevresindeki alana yerleşen İranlılar kendi adlarını verdiler zaman içinde bu ülkeye. Lidyalılarla Kızılırmak önlerinde savaşan Medler, Anadolu’daki Yunan kent devletlerini ve Mezopotamya’yı ele geçiren Persler, Bizanlılarla uzun yıllar boyunca bitmeyen çekişmeler yaşayan Sasaniler birbiri ardına İran coğrafyasının dağlık çehresini donattılar eserleriyle ve varlıklarını kanıtlayan kelimeleri, tarihin solgun ancak eskimeyen sayfalarına nakşettiler.

ŞAHNÂME’NİN 25 BİN BEYİTİ

İran tarihini oluşturan, efsanelerle içiçe geçmiş anlatılardan yararlanarak ölümsüz bir eser yarattı Firdevsî mahlasıyla tanınan ünlü şair Hekîm Ebu’l-Kâsım Mansûr b. Hasan Firdevsî. Hem Doğu hem de Batı’daki kütüphanelerde sayısız nüshası bulunan, başta İran olmak üzere birçok ülkede çeşitli baskıları yapılan, dünya dillerinin çoğuna çevrilen Şahnâme, nisan ayında Kabalcı Yayınevi tarafından yayımlandı. Eserin çevirisini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü profesörü Necati Lugal yaptı. Aslında Necati Lugal’in Şahnâme’nin Vullars baskısını (1877-1884) dikkate alarak yaptığı çeviri, 1950′li yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları tarafından yayımlanmıştı. Ancak bu baskıda Şahnâme’nin 20 bin beyitlik kısmı yer alıyordu. Geçen nisan ayında yayımlanan yeni Şahnâme baskısına o zaman dışarıda kalan 5 bin beyitlik kısım da eklendi. Yeni baskıda Şahnâme’de anlatılan tarihsel olayları betimleyen 100′e yakın minyatür ile kişi ve yer adları dizini de, bunlara ilişkin açıklamalarla birlikte yer alıyor.

İranlılar, İslam öncesi dönemde pagan oldukları için Firdevsî’nin eserinde oldukça önemli bir yere sahip Mecusi gelenekleri.

ŞAHNÂME’NİN KADİM TEMELLERİ

sahname 1Millî bir kahramanlık destanı olarak tanımlanabilecek olan Şahnâme’yi hazırlarken çeşitli kaynaklardan yararlanmıştı Firdevsî. Bunlar arasında Zerdüşt inancının kutsal kitabı olan Avesta ile Tevrat ve Kur’an önemli bir yere sahip. Dini bütün bir Müslüman olduğu anlaşılan Firdevsî eserine eski İran tarihi ve efsaneleri ile değil de Allah’ı öven beyitlerle başlamıştı. Giriş bölümünde evren ile ay, güneş, gezegenler, yerküre ve diğer varlıkların yaradılışından söz eder şair. “(…) İnsanın başı yüksek bir servi gibi yukarıdadır. Güzel sözler söyler ve işi akla dayanır. Düşünceli ve akıllı olduğu için bütün hayvanlar onun buyruğuna boyun eğer. Bir kere insan ne demektir! İnsan denilince ne anlaşılır! Bunu biraz düşünsen… İnsan, şu gördüğün düşkün yaratık mıdır sadece! Sen onun halinden başka bir şeyini bilmez misin! Oysa seni iki cihanın özü olarak yarattılar ve bunca yolla büyütüp yetiştirdiler (…)”

Daha sonra, eriştiği tüm kaynaklardan edindiği bilgilerden hareketle İran tarihi ve coğrafyasını kendine özgü üslubuyla kaleme aldı Firdevsî. Şair, uzun yıllar boyunca üzerinde çalıştığı eserinin dinî kitaplardan bile daha çok okuyucuya ulaşmasını hedefliyordu. Bunu başardığı Şahnâme’nin kaleme alınmasının üzerinden bin yıl geçmiş olmasına rağmen, Nevrûz törenlerinde kurulan “Heft Sin” sofrasında Kur’an yerine Şahnâme’nin okunmasından anlaşılıyor.

Şahnâme gibi millî kahramanlık anlatılarına yer veren eserlerin temelini oluşturan rivayetler, eski İran’da Avesta dili ve Pehlevice kaleme alınmış dinî ve edebî metinlere dayanır. Bunların kökeni ise Zerdüşt öncesi dönemlere kadar uzanır. Şahnâme’nin İran kökenli kaynakları arasında Doğu İran ve Zabulistan kökenli olanlar da mevcut. Bu kaynaklardaki bilgilerin Hudaynâme ve benzeri eserlerde yer almış olduğu, bu kaynaklardan Arapça ve Farsçaya aktarıldığı biliniyor. Şahnâme’nin İran kökenli olmayan kaynakları arasında ise Yunancadan Süryanice ve Arapçaya çevrilerek İran hikâyelerine karışmış Dastân-i İskender ile Müslümanlar ve Araplara ait bazı eserler de bulunuyor.

Kuşkusuz Şahnâme yazılarken yararlanılan en önemli kaynak, Zerdüşt inancının kutsal kitabı olan Avesta. Bu inanışın temellerini anlatan Avesta’da Zerdüşt tanrıları Ehrimen ve Ahuramazda ile yaratılış destanı önemli bir tutuyor. Şahnâme’nin diğer önemli kaynağı Hudaynâme’de ise İran hanedanları ile hükümdarlarının adları, çeşitli dönemlerde meydana gelen tarihsel olaylar efsanelerle içiçe geçmiş bir halde yer alıyor.
Firdevsî’den önce başkaları tarafından kaleme alan başka Şahnâmeler de vardı ve bunlar da şairin yararlandığı kaynaklar arasındaydı. IX. yüzyılın son dönemlerinde Şahnâme yazıcılığına ilgi duyan ve çeşitli eserler yaratan insanlar arasında Firdevsî’nin yeri çok başkadır. Çünkü onun Şahnâmesi bu türün başyapıtıdır.

ŞAİRİN BİRİKTİRDİKLERİ

İran tarihini sözlü rivayetlerden de yararlanarak kaleme alması yüzünden “İran’ın millî şairi” olarak kabul edilen Firdevsî, 940 yılında Tus’a bağlı Baj köyünde toprak sahibi, zengin bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmişti. Çocukluğunda, zamanın geleneğine uygun olarak İran kültürü ve edebiyatı hakkında eğitim almaya başlayan şairin Arap edebiyatına da hâkim olduğu biliniyor. Bu arada şairin Arapça kaleme aldığı şiirleri olduğunu da unutmamak gerekir. Firdevsî ilk dönemlerinde, değişik amaçlarla gazel ve kasideler yazmış, daha sonra ise eski İran tarihi hakkında bilgi edinmek üzere Pehlevice yazılmış eserler üzerinde çalışmaya başlamıştı.

Edindiği birikim ise kuşkusuz Şahnâme’nin temelini oluşturdu. Şahnâme’de konuları mitolojik ve tarihî akışlarına göre aktarırken uygun yerlere anlatımıyla son derece uyumlu öğütler ve özlü sözler de yerleştirdi Firdevsî.
Firdevsî’nin asıl önemi İran edebiyatında kahramanlık şiirini zirveye çıkaran kişi olmasındadır. Kahramanlık hikâyelerini esas alarak İran’ın efsanelerle içiçe geçmiş kadim tarihini, olayların tarihsel seyrini de dikkate alarak kaleme almıştır Firdevsî.

Yazıldığı dönemin toplumsal yapısı hakkında da önemli ipuçlar barındıran Şahnâme’yi okumak, tarihin ne başlangıç ne de bitiş noktası bilinmeyen uzun yolunu, şiir eşliğinde adımlamak gibi..

Özlem Ertan
hertaraf.net

ŞAHNAME – FİRDEVSİ

Yazarı: FİRDEVSİ
Çeviren: NECATİ LUGAL
Hazırlayan:

Yayınevi: KABALCI YAYINLARI
Yayın Yeri: İSTANBUL
ISBN NO:
Yayın Yılı: 2009

Dili: Türkçe
Özellikler:
Cildi: Karton Kapaklı 

Popularity: 4% [?]

Benzer Yazılar

  • Benzer yazı bulunamadı

Yorumhane

Alt kisma yorum ekleyebilir ya da trackback sitenizden backlink verebilirsiniz. Ayrica RSS yolu ile. yorumlara abone olabilirsiniz

Mailiniz gizli kalacaktir. Required fields are marked *