Yalnız kadınlar için:NATHALIE CARDONE

 

 

cardone

Yoksul bir aileden gelip müzik dünyasının en tepesine çıkan Nathalie Cardone yeni albümünü ve sırlarını anlatıyor

Fransa’da Pireneler’de yokluk içinde büyümüş. 20’li yaşlarına gelmeden Paris’in yollarına düşmüş. 400 kişi arasından seçilip Catherine Deneuve ile aynı filmde ilk rolünü almış. Carlos Puebla’nın Che Guevara için yazdığı meşhur şarkı Hasta Siempre ile sadece Fransa’da 800 binden fazla satan Nathalie Cardone, aradan geçen 10 yıldan sonra yine güzelin peşine düşerek yepyeni bir albümle dönüyor: Servir le beau yani “güzele hizmet et” diyor. Jeanette’in efsane şarkısı Yo soy Rebelde’den, Dalida klasiği Le temps de fleurs’e kadar en güzel şarkıları bir araya getiren Cardone’la sadece albümü ve şarkılarını değil, sınırları, aşkı, İstanbul’u ve Dalida ile ilgili ilk kez anlattığı sırrını konuştuk..

Sicilyalı bir baba ile İspanyol bir annenin kızısınız ama bir Fransız olarak büyümüşsünüz, sanki sınırlar ne olursa olsun hepimizin özünde aynı olduğunun ve sınırların yalan olduğunun yaşayan bir kanıtı gibisiniz…
Bence sadece ayrı ülkeler ve sınırlar varmış gibi davranıyoruz. Afrika’dan dünyaya dağılmış insanlarız. Bence artık birleşmenin zamanı geldi geçiyor bile… Siyaset insanları ayırıyor, tek bir sınırla özdeşleşmek anneyi ve çocuğu ayırmak gibi birşey. Ötekini de tanımanın ve kabul etmenin zamanı çoktan geldi…

Servir le beau bana göre sadece bir albüm adı değil, bir felsefe… Peki  siz güzelliği nasıl tarif edersiniz?
Güzellik aşkın kendisinde var. Yaradan güzellik demek ve güzellik yaratıcının her yarattığında… Eğer güzellikleri göremiyorsanız âşık değilsiniz demektir. O zaman karşınıza tek bir şey çıkıyor; tehlike ve şiddet. Gerçek aşkı bilmiyorsan, doğru kişiyi sevmiyorsan, güzellikleri göremezsin.

Müzik kariyerinize başlamadan önce, ilk çıkışınızı Catherine Deneuve ve Gerard Depardieu ile Drole d’endroit pour une recontre adlı sinema filminde rol alarak gerçekleştirdiniz ve dahası Cesar Ödülleri’ne aday gösterildiniz, oyunculukta sizi çeken neydi?
Sinemada yok olmayı öğreniyorsun. Öteki olmayı, başka biri olmayı öğreniyorsun ve ötekini anlayabilmeyi de öğreniyorsun. Şarkı söylerken tek başınasın, yine kendinsin. Sinemada bir evsiz, bir prenses ya da bir fahişe olabilirsin. Bir fahişenin acılarını anlayabilirsin. Sinema ötekiyle buluşmana, onu anlamana yardımcı oluyor.

1997 yılında Carlos Puebla’nın Che Guevara için yazdığı ünlü şarkı Hasta Siempre’nin yorumuyla müzik dünyasında hit oldunuz ve sadece Fransa’da 800 binden fazla sattınız, sizce Che Guevara’nın her nesle verdiği tüm bu ilham nedir?
Küba Devrimi’nin en katıksız parçası Che Guevara. Devrim idealinin sembolü, yeniliğin sembolü… Bir değişime ve umuda ihtiyacımız var. Umudun sembolü… Che Guevara‘nın İrlanda kökleri var, Meksika’yı dolaşmış, gezmiş, yalnız kalmayı göze almış. Devrimin en cesur sembolü de yine Che Guevara…

Son albümünüzün ilk single’ı Yo soy Rebelde efsane şarkıcı Jeanette’in 1971’de söylediği şarkının cover’ı. Eski şarkıları neden bu kadar seviyorsunuz?
11 yaşlarındaydım ve babamın İspanyol iş ortağının kızı Maria Sun Fransızca öğrenmek için bizde kalıyordu. Hep gitar çalar ve Yo Soy Rebelde’yi söylerdi. Ben o zamanlar onun bestelediği bir şarkı sanıyordum yıllar sonra Jeanette’in şarkısı olduğunu öğrendim. Dokuz yıl sonra Küba’da Hasta Siempre’nin video çekimleri sırasında şarkıyı kendi kendime söylerken, Rafael adında bir asker şaşırarak bana eşlik etti ve gerçeği öğrendim. Jeanette’in şarkısı Küba’da da çok ünlü bir şarkıymış ve çocukluğumla ilgili bir anısı da var…

Albümünüzde bir başka efsane şarkı İngilizcesini Mary Hopkin’in Those Were the Days olarak söylediği meşhur Dalida şarkısı  Le temps des fleurs…  Bu şarkıyı seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Bir Dalida hayranıyım ve bu şarkıyı seçmemin özel bir nedeni olup olmadığını ilk defa sen soruyorsun, bu yüzden bir sırrımı ilk kez paylaşıyorum. 1987 yılıydı ve sokakta tek başımaydım. Beyaz şato gibi bir evin camında, yorgun, acı çekmiş, mutsuz bir kadın vardı. Dakikalarca birbirimize baktık ama ben çekip gittim. İki saat sonra radyodan Dalida’nın intihar ettiğini öğrendim. Camda gördüğüm kadının Dalida olduğunu sonradan öğrenmiş oldum. Şimdi aklımda hep bu soru kalacak, ona yardım edebilir miydim? Bu şarkı benim için çok özel. Ne kadar büyük bir efsaneydi ve o gece ne kadar da yalnız ve mutsuz görünüyordu…

Yeni şarkılarınız La journee de la femme’ın ve Mr.Jim’in sözlerini siz yazmışsınız, peki söz yazarken size neler ilham veriyor?
La journee de la femme’ı yazarken yalnız kadınları düşündüm… Arkadaşım Lolo beni yemeğe davet etmişti. Eşinden ayrılmıştı ve kızıyla birlikte yaşıyordu.Tartışıyorlardı ve çok yalnız olduğunu, çocuğuna hem anne hem de baba olmaya çalıştığını gördüm. Bu durumdaki kadınlar için yazdım o şarkıyı;  acı çeken, mücadele eden yalnız kadınlar için…

Yeni film projeleriniz var mı?
Biraz batıl inançlarım olduğunu düşünebilirsiniz ama beni bekleyen iki yeni film projesi var ancak henüz kontrat imzalamadım ve kontratı imzalayana kadar sır kalsın istiyorum. Sanki gerçekleşmeden söylersem, sihri gider gibi geliyor.
Şimdiye kadar efsane şarkılardan bazılarını yepyeni düzenlemelerle söylediniz, peki bugünün ünlü yıldızlarıyla beraber şarkılar kaydetmek söylemek ister misiniz?
Madonna’yı çok seviyorum. Onu sadece bir şarkıcı olarak değil annesini kanserden kaybetmiş ve hâlâ ağlayan bir küçük kız olarak görüyorum. Aynı şekilde Michael Jackson’ı sadece bir şarkıcı olarak değil, çocukluğunu kaybetmiş ve onun için yas tutan biri olarak görüyordum, bana kalırsa Amerika’da yönetim ve politikacılar Michael Jackson’ı bitirmek istediler. Onu yok ettiler. O dönemde bir siyahın daha fazla yükselmesine izin vermek istemediler ve bunun için oyunlar oynadılar…

Daha önce İstanbul’a da geldiniz albüm başlığında güzellikten bahsettiğinize göre , İstanbul’un güzellikleri için neler diyeceksiniz?
“Tanrı detaylarda gizlidir.” İstanbul’da o kadar güzel detaylar var ki… İstanbul’daki tarih ve Osmanlı sanatları, mimarisi olağanüstü. Her Osmanlı sanatında saklı bir kadın var. Kadınları seviyorlar. Sultanahmet’te bir medreseye gitmiştim. Orada
gördüğüm her sanat eserinde kadın vardı. Osmanlı mimarisinde her
oval şekilde estetik bir kadın vücudu görüyorum.

CENK ERDEM

Hertaraf

Popularity: 15% [?]

Benzer Yazılar

Yorumhane

Alt kisma yorum ekleyebilir ya da trackback sitenizden backlink verebilirsiniz. Ayrica RSS yolu ile. yorumlara abone olabilirsiniz

Mailiniz gizli kalacaktir. Required fields are marked *