Kunduracısın sen kunduracı kal

Kunduracısın sen kunduracı kal

Fransız düşünür Jacques Ranciere’in Filozof ve Yoksulları adlı kitabı, ‘Kunduracısın Sen Kunduracı Kal’ diyen eski Yunan özdeyişinden bugüne işçilere sadece kendi işlerini yapmaları gerektiğini söyleyen ön kabulleri sorguluyor

 

Filozof ve Yoksulları Jacques Ranciere Metis Yayınları 266 sayfa

kundura

Yunan ressam Apelle, çizmekte olduğu kundura ile ilgili olarak bir kunduracıya danışır. Kunduracı resmin geri kalanı hakkında da yorum yapmaya başlayınca Apelle onu sınırları aşmaması için ‘Sutor, ne supra crepidam’ diyerek uyarır. Eski Yunan’da yaygın bir deyiş haline gelen ‘Sutor, ne supra crepidam’ bugüne ‘Kunduracı çizmeyi aşma’ olarak çevrilebilir yani ‘Kunduracısın sen kunduracı kal’. Herkese haddini bilmeyi öğütleyen bu yaklaşım, haddin belirleniminde ise insanların, doğanın bir parçası olarak kimi eğilimlere sahip olduğu ve bu doğal yetenekleri sayesinde yaptıkları işle ama sadece o işle meşgul olmaları gerektiği düşüncesine dayanır. Kişi yetenekleriyle şekillenen bu haddin ötesine geçmemelidir. Zanaatçiler kendi arasında böylelikle kümelenir; Kunduracılar, terziler, duvar örücüler… Ancak asıl büyük ayrım filozoflar ve üzerine çokça kafa yordukları yoksullar arasındadır. Hayat gailesiyle günü kurtarmaya çalışan yoksullar zaman bulup düşünemezler, onların dertleri üzerine düşünen ve bu konulara kafa yoran filozoflar olacaklardır. Peki yoksullar bu sözde işbölümüne riayet ettikleri sürece siyasal bir özne olarak sahneye çıkabilirler mi?

PLATON’DAN MARX’A DEVLET KURAMI

Jacgues Ranciere, Filozof ve Yoksulları adlı kitabında bu soruya yanıt arıyor. Önce insanları sınıflara ayıran düşünce akımlarını ele alan ve Platon’un Devlet kuramına uzanan Ranciere, kunduracıları işleriyle sınırlayan düşünce sistemini eleştirel bir bakışla değerlendiriyor. Dönemin koşulları göz önüne alındığında toplumsal işbölümüne ihtiyaç duyacak kadar yoğun bir nüfus söz konusu değil. Bir kunduracı hayatı boyunca sadece kendi işini yapıyor (doğal yetenekleri o doğrultuda olduğu için) yapmasına ama o kadar çok kunduraya ihtiyaç dahi yok. O halde insanları sınıflandırmak ve o sınıflar dahilinde tutmaya çalışmak başka bir amaca hizmet ediyor. Bir devletin kurulabilmesi buna bağlı çünkü. Devletin o kadar çok kunduracıya ihtiyacı yok belki ama kunduracılık yapan insanları nasıl tanıyacağını bilmesi gerekiyor. Hatta devlet için hakiki kunduracı iyi ayakkabılar yapan kişi değil, kendini kunduracıdan başka bir şey olarak sunmayan kişi. Yazar daha sonra zanaatçilerle filozoflar arasındaki ayrımı değerlendiyor. İşçinin sadece işini yapması ve bu üretim sürecinde gerek boş zaman yokluğu gerekse doğal yetersizlikleri nedeniyle düşünce dünyasından nasıl uzak tutulduğunu tarihsel süreç içinde değerlendiren Ranciere’in eleştiri oklarından nasibi alanlar ise sadece Platon ve halefleri değil. Yazar, sol fikriyatın Marx, Sartre ve Bourdieu gibi önemli isimlerinin bile Platon’un bu ön kabullerini şaşırtıcı bir biçimde paylaştığını belirtiyor. Kitap bu yönüyle sol siyaset geleneğinin sorunlarıyla ilgilenenler için önemli bir kaynak. Özellikle siyaset–demokrasi ilişkisi, entelektüellerin rolü ve tarih felsefesi alanında yazdıklarıyla yankı uyandırmış olan yazar, her türden bireysel ve toplumsal muhafaza tekniklerinin ötesinde adaletin nasıl tesis edilebileceğini sorguluyor

Gülden Tümer / Yeni Şafak Kitap

 

Popularity: 1% [?]

Benzer Yazılar

Yorumhane

Alt kisma yorum ekleyebilir ya da trackback sitenizden backlink verebilirsiniz. Ayrica RSS yolu ile. yorumlara abone olabilirsiniz

Mailiniz gizli kalacaktir. Required fields are marked *