Zamandan Bir Ses

zamanda

Milliyetçi Olmayan Yorumlar 2002-2008
Herkül Milas
Kitap Yayınevi

“Ben Herkül Millas’ı 1986’da tanıdım; Ankara doğumlu bir Rum idi. Atletizmde Türkiye birincisi oldu. TİP’liydi. Robert Kolej’de okumuş bir inşaat mühendisi… Dünyanın herhangi bir ülkesinde azınlık olan kişi her ülkede azınlık muamelesi görür; “anavatan”ında bile. … Türkiye artık gayrimüslimler için yaşanabilecek yer olmaktan çıktıktan sonra Yunanistan’a göçtü.  … Herkül çok sıkıntı çekmiş bir Rum olarak, Yunanistan’a gidince birçok benzerleri gibi Yunan milliyetçisi olabilirdi… Huysuz oldu. Her şeye itiraz eden, her şeye mesafeli kalan, doğuştan muhalif, nihilist. Ama hayrettir, bu nitelikleri süblime etmeyi becerdi. Yani çok olumsuzdan kaçabilmek için çok olumluya attı kendini. Bu da onu Herkül Millas yaptı: “Varlığını Türk-Yunan varlığına (dostluğuna) armağan eden.” Her türlü milliyetçiliğe, her türlü ırkçılığa, her türlü din ayrımcılığına ve saireye blok biçimde karşı çıkan. Farklılıklar arasında mutlaka bir uzlaşma zemini olduğuna inanan ve onu arayan. Kurbanlarından olduğu ayrımcılığı ortadan kaldırmaya çalışan. Her iki devletin ders kitaplarını röntgene koyup olumsuzlukları teşhir eden. Batı Trakya Türklerine Türkçe ders kitabı yazan. Sayınız. Yunanistan’da yaşayan Marksist kökenli bir Rum olan bir inşaat mühendisinin Mülkiye’de siyaset bilimi doktorası yaparak İslamcı Zaman gazetesinde köşe yazarı olması, kültürel olarak parçalanmış Türkiye’de parçalar arası ortak bir dil araması bunun sonuçlarından sadece biri olsa gerek. Ve bu sonucun anlamının üzerinde durmak gerek… Zaman’da çıkan yazılardan oluşan bu kitabın ciddi özellikleri var: Hem Türkiye’de hem Yunanistan’da okunacak biçimde yazılmış olması. Hiç taraf tutmadan, her iki tarafın da zülfü yârine dokunması. “Dokunulmaz” temalara saldırması: Tarihin bizi nasıl köleleştirdiği. “Öğrenilen” ulusal/dinsel kimliklerin bizi nasıl birbirimizin gözünü oymaya götürdüğü. Bunları AB felsefesi ve ilkeleri bağlamında mutlaka aşmak gerektiği. Son bölüm, yeni Türkiye’yi tahlil açısından daha da ilginç gelebilir: Milliyetçiliği yermek yüzünden Türk ulusalcılarının kendisine ve yazdığı gazeteye yönelttiği saldırılara karşı solcuların değil İslamcıların destek vermesi olayı. Bu husus, daha düne kadar din ile milliyetçiliğin can ciğer kuzu sarması olduğu bir Türkiye’de, İslamcı hareketin ekonomik ve toplumsal gelişmeler sonucu nasıl kendi “klasik” kalıpları dışına çıkmaya başladığına ilişkin ipuçları verebilir.” Baskın Oran’ın bu kitaba yazdığı Önsöz’den

Ümit Kurt
Zaman Gazetesi

Vicdanın Zaman’dan yükselen sesi

Herkül Millas, düşüncenin namusuna ve ifade özgürlüğüne sonuna kadar inanan, bir aydın. Farklı ve aykırı bulunan fikirlerini bile samimi bir dille ifade eden, yanlış yaptığını düşündüğünde kendini sorgulayabilen olgun ve vicdan sahibi bir entelektüel.

Her türlü milliyetçiliğe, ırkçılığa ve din ayrımcılığına topyekûn karşı çıkan, farklılıklar arasında mutlaka bir uzlaşma zemini olduğuna inanan ve onu arayan bir insan.
Kitap Yayınevi’nden çıkan Zamandan Bir Ses: Milliyetçi Olmayan Yorumlar 2002-2008 başlıklı kitabı Herkül Millas’ın geçmişle hesaplaşmaktan tarih yazımına; kimlik ve yurttaşlıktan milliyetçilik ve ırkçılığa; Türkiye’de siyasi tartışma arenasını her daim kaplayan başörtüsü, Kürt sorunu, ifade özgülüğü ve demokratikleşme gibi konulardan azınlıklar meselesine; AB, ABD ve Türkiye ile ilişkilerden Türk-Yunan ilişkilerine kadar son derece geniş bir yelpazede Zaman’da yayımladığı yazılarından oluşuyor. Ekrem Dumanlı’nın da önsöz yazdığı bu kitabın ciddi bir özelliği var: Baskın Oran’ın ifadesiyle hem Türkiye’de hem Yunanistan’da okunacak biçimde yazılmış olması. Hiç taraf tutmadan, her iki tarafın da zülfü yârine dokunması.

Neden Zaman’da yazdı?

İfade özgürlüğüne, insan haklarına, parlamenter rejime ve uyumlu yaşama özlemli ve saygılı olmasının Zaman gazetesi ile ortak paydaları olduğunu belirten Millas, Zaman’daki yazıları aracılığıyla ‘farklı referansları olan insanlar bir arada nasıl yaşar?’ sorusuna yanıt oluşturmaya çalışıyor. Bunun yanıtı hayatidir. Toplumun ve bireylerin huzuru ile doğrudan ilişkilidir. Bu minvalde Millas, Zaman’ın kendisine sağladığı ortam sayesinde ulus/millet olarak bir arada yaşamayı sağlayacak asgari ortak yanlarımızı bulmaya çalışıyor. Millas’a göre Zaman’da yazıyor olmak kendisini kontrol etmesine, sorgulamasına, eksikliklerini ve yanlışlarını anlamasına neden oluyor. Başka bir deyişle Zaman, Millas için kendisini test ettiği ve eleştiriye açtığı bir mecra.

Kitaba panoramik bir bakışla yaklaştığımızda Millas’ın birçok yerde işaret etmeye çalıştığı şey, Türkiye’nin kültürel dünyasının bir kompartımanlaşma sergilediği gerçeğidir. Özellikle kitabın “Demokrasi, İnsan Hakları, İfade Özgürlüğü”, “Türkiye’de Siyaset”, ve “AB, ABD ve Türkiye” başlıklı bölümlerinde yer alan yazılarda bu etkinin izdüşümlerini görmek mümkün. Millas’ın kitabın muhtelif yerlerinde haklı bir biçimde vurguladığı üzere, toplumda bazı kesimler kendi içlerine kapalı kalıp öteki kesimden habersiz yaşamaktadır. Veya ‘öteki’ konusunda isteksiz davranmaktadır. Bunun temel nedeni Millas’a göre geç uluslaşmadır, daha doğrusu uluslaşma sürecinin sürüyor olmasıdır. Ulus/millet olgusunun yer etmesi için olmazsa olmaz bir şart sayılan asgari müştereklerin tam oluşmamış olmasının bir belirtisidir bu içe kapanma durumu. Bu açıdan da Zaman gazetesi Millas için hayati önemi olan ve onun arka bahçesine bakan bir pencere işlevi görüyor.

Toplum olarak var olmanın birinci koşulu toplumsal barışın ve uyumun sağlanmasıdır. Farklılığı yok ederek veya görmezden gelerek bunu sağlamak pratikte olanaksızdır. Dolayısıyla Millas’ın bu kitapta altını çizdiği temel parametre ‘çok seslilik’in bütün seslerin duyulmasından da ileri bir anlayış olduğu, bütün seslerin dinlenmeye açık olmak demek olduğu; ‘bilgi’ ve ‘öğrenmeye’ ve hele eleştiriye açık olmak demek olduğudur. Yaşamları boyunca hep doğru yolda olduklarına inananlar-kendi paradigmalarının güvenli sularında yüzenler, kaçınılmaz olarak farklı ve yeni olana kapalıdır. Millas bu durumdan rahatsızlığını ortaya koyuyor.

Bu kitapta toplanan yazılar Millas gibi ondan ve farklı düşünenlerle bir diyalog, bir iletişim kurma çabasıdır. Bir arada yaşamanın altyapısını oluşturan temel fikirler üzerinde uzlaşma sağlayamamış ve bu uzlaşmanın devamlılığını sağlayacak anayasal-toplumsal mutabakatı oluşturamamış bir toplum olarak, Millas’ın belirttiği gibi eksikliklerimizi ve ‘taraftarlığımızı’ anlamanın tek yolu bizim dışımızdakilerle diyalogdan geçer. “Ben” ancak “Sen” ile kurduğu ilişki sayesinde var olabilir. Böyle bir ilişkinin ve diyaloğun varlığı için bağımsız bireyler ve bu bireylerin serbest iradeleri gereklidir. Bu kitabın amacı da bu diyaloğu kurmaya çalışmaktır

Popularity: 1% [?]

Benzer Yazılar

  • Benzer yazı bulunamadı

Bir Yorum

  • ali
    16 Temmuz 2009 | Permalink |

    gerçekten güzel bir kitap. ilgililerin okuması gereken başucu kitabı diyebilirim. hernekadar milliyetçi olayan diye bir başlığı varsada milliyetçi bazı yönleride var elbette

Yorumhane

Alt kisma yorum ekleyebilir ya da trackback sitenizden backlink verebilirsiniz. Ayrica RSS yolu ile. yorumlara abone olabilirsiniz

Mailiniz gizli kalacaktir. Required fields are marked *